gut

de
tr
Change language
Translating...
iyi, iyi, başarılı, yararlı, uygun
Dil bul
/ɡuːt/
Add to My Dictionary
In My Dictionary
+1
Bir ihtiyacı karşılayan veya olumlu sonuç veren nitelik.

Örnekler

  • Ein guter Teil der Gäste kam zu Fuß.
    Konukların büyük bölümü yürüyerek geldi.
  • Sie hat eine gute Idee.
    Onun iyi bir fikri var.
  • Dieses Werkzeug ist von guter Qualität.
    Bu alet iyi kalitede.
  • Sie kämpft für eine gute Sache.
    İyi bir amaç için mücadele ediyor.
  • Sie sind seit Jahren gute Freunde.
    Yıllardır iyi arkadaşlar.

Benzer kelimeler

problemlos
beträchtlich
rechtschaffen
anständig
passend
tadellos
zugetan
freundlich
angenehm
gelungen

Anlamlar

Yüksek kalite

adjective
quality
neutral
Beklentiyi karşılayan ve önemli kusuru bulunmayan nitelikte.

Örnekler

  • Das ist ein gutes Buch.
    Bu iyi bir kitap.
  • Der Kaffee schmeckt gut.
    Kahvenin tadı güzel.
  • Sie hat eine gute Idee.
    Onun iyi bir fikri var.
  • Die Arbeit ist gut geworden.
    İş iyi sonuçlandı.
  • Dieses Werkzeug ist von guter Qualität.
    Bu alet iyi kalitede.

Benzer kelimeler

Beceri

adjective
ability
neutral
Bir işi beceriyle yapan veya beceriyle yapılmış.

Örnekler

  • Er ist ein guter Arzt.
    O iyi bir doktor.
  • Sie spricht schon gut Deutsch.
    Şimdiden Almancayı iyi konuşuyor.
  • Unser Team spielte heute gut.
    Takımımız bugün iyi oynadı.
  • Mila ist gut in Mathematik.
    Mila matematikte iyi.
  • Er kann besonders gut schwimmen.
    Özellikle iyi yüzer.

Benzer kelimeler

Yarar veya uygunluk

adjective
benefit
neutral
Bir amaç için yararlı, etkili ya da uygun.

Örnekler

  • Dieser Tee ist gut gegen Husten.
    Bu çay öksürüğe iyi gelir.
  • Jetzt ist eine gute Gelegenheit zum Fragen.
    Şimdi soru sormak için iyi bir fırsat.
  • Der Plan ist gut für die Umwelt.
    Plan çevre için iyi.
  • Diese Schuhe sind gut zum Wandern.
    Bu ayakkabılar yürüyüşe uygun.
  • Ein kurzer Spaziergang ist gut für mich.
    Kısa bir yürüyüş benim için iyi.

Benzer kelimeler

Hoşluk ve iyilik hâli

adjective
wellbeing
neutral
Hoş, sevindirici veya sağlıklı durumda.

Örnekler

  • Das sind gute Nachrichten.
    Bunlar iyi haberler.
  • Mir geht es wieder gut.
    Yeniden iyi hissediyorum.
  • Wir hatten einen guten Urlaub.
    İyi bir tatil geçirdik.
  • Hier lässt es sich gut leben.
    Burada yaşamak güzel.
  • Zum Glück ist alles gut gegangen.
    Neyse ki her şey iyi sonuçlandı.

Benzer kelimeler

Bol miktar

adjective
quantity
neutral
Belirtilen miktardan büyük ya da biraz fazla.

Örnekler

  • Wir warteten eine gute Stunde.
    Bir saatten fazla bekledik.
  • Das kostet gut hundert Euro.
    Bu yüz avrodan fazla tutar.
  • Sie hat eine gute Ernte eingefahren.
    Bol ürün elde etti.
  • Der Sack wiegt gute zehn Kilo.
    Çuval on kilodan fazla geliyor.
  • Ein guter Teil der Gäste kam zu Fuß.
    Konukların büyük bölümü yürüyerek geldi.

Benzer kelimeler

Ahlaki iyilik

adjective
morality
neutral
Nazik, adil veya ahlaken doğru.

Örnekler

  • Sie ist ein guter Mensch.
    O iyi bir insan.
  • Das war eine gute Tat.
    Bu iyi bir davranıştı.
  • Er war immer gut zu den Kindern.
    Çocuklara hep iyi davrandı.
  • Sie kämpft für eine gute Sache.
    İyi bir amaç için mücadele ediyor.
  • Trotz des Streits meinte er es gut.
    Tartışmaya rağmen niyeti iyiydi.

Benzer kelimeler

Dostça ilişki

adjective
social
neutral
Birine yakınlık duyan veya onunla dostça ilişki içinde olan.

Örnekler

  • Sie sind seit Jahren gute Freunde.
    Yıllardır iyi arkadaşlar.
  • Er hat ein gutes Verhältnis zu seinen Nachbarn.
    Komşularıyla iyi geçiniyor.
  • Sei bitte so gut und hilf mir.
    Lütfen bana yardım edecek kadar nazik ol.
  • Die beiden sind wieder gut miteinander.
    İkisinin arası yeniden iyi.
  • Sie sprach ihrem Freund gut zu.
    Arkadaşına nazikçe cesaret verdi.

Benzer kelimeler

Kolaylık veya olasılık

adverb
manner
neutral
Güçlük çıkarmadan gerçekleşen veya koşullar içinde pekâlâ mümkün olan.

Örnekler

  • Das Buch lässt sich gut lesen.
    Kitap kolayca okunuyor.
  • Mit diesen Schuhen kann ich gut laufen.
    Bu ayakkabılarla rahatça yürüyebiliyorum.
  • Hier kann man gut parken.
    Buraya kolayca park edilebilir.
  • Es kann gut sein, dass sie später kommt.
    Daha sonra gelmesi pekâlâ mümkün.
  • Von hier aus sieht man die Bühne gut.
    Buradan sahne iyi görülüyor.

Benzer kelimeler

Etimoloji

Eski Yüksek Almanca guot biçiminden gelir; başlangıçta bir şeye uygun biçimde uyma düşüncesiyle ilişkilidir.

SSS

gut ne anlama gelir?

Çoğunlukla «iyi» demektir; kalite, beceri, yarar, ahlak ve miktar için farklı kullanımları vardır.

gut nasıl derecelendirilir?

Karşılaştırma biçimi besser, en üstün biçimi am besten olur.

gut bir beceriyi anlatır mı?

Evet. Bir işi gut yapmak onu beceriyle yapmaktır.

gut bir sayıdan fazlası demek olabilir mi?

Evet. gut hundert Euro yüz avrodan biraz fazla demektir.

gut sözcüğünün kökeni nedir?

Duden sözcüğü Eski Yüksek Almanca guot biçimine dayandırır.

Comments & contributions

Know this word from another angle? Add a correction, a nuance, or a usage note. New posts go public after a quick review.
Posting as a guest · Sign in
No comments yet. Be the first to add one.
Look up word or phrase...