klein

de
tr
Change language
Translating...
küçük, küçük, genç, az, küçük
Dil bul
/klaɪ̯n/
Add to My Dictionary
In My Dictionary
+1
Boyut, yaş, miktar veya önem açısından küçük ya da az.

Örnekler

  • Die Stadt ist kleiner als Berlin.
    Şehir Berlin’den daha küçük.
  • Als ich klein war, lebten wir am Meer.
    Ben küçükken deniz kenarında yaşardık.
  • Sie kümmert sich um die kleinen Kinder.
    Küçük çocuklara bakıyor.
  • Das ist ein kleines Zimmer.
    Bu küçük bir oda.
  • Es gab einen kleinen Fehler.
    Küçük bir hata vardı.

Benzer kelimeler

gering
jung
winzig
unbedeutend
gering

Anlamlar

Boyutça küçük

adjective
size
neutral
Normalden veya karşılaştırılandan daha az yer kaplayan ya da daha kısa olan.

Örnekler

  • Das ist ein kleines Zimmer.
    Bu küçük bir oda.
  • Die Schuhe sind mir zu klein.
    Ayakkabılar bana çok küçük geliyor.
  • Sie schreibt mit kleinen Buchstaben.
    Küçük harflerle yazıyor.
  • Ein kleiner Hund liegt auf dem Sofa.
    Kanepede küçük bir köpek yatıyor.
  • Die Stadt ist kleiner als Berlin.
    Şehir Berlin’den daha küçük.

Benzer kelimeler

Yaşça küçük

adjective
age
neutral
Özellikle henüz büyümemiş bir çocuk için genç.

Örnekler

  • Meine kleine Schwester geht noch nicht zur Schule.
    Küçük kız kardeşim henüz okula gitmiyor.
  • Als ich klein war, lebten wir am Meer.
    Ben küçükken deniz kenarında yaşardık.
  • Die Kinder sind noch klein.
    Çocuklar hâlâ küçük.
  • Der kleine Paul schläft schon.
    Küçük Paul çoktan uyudu.
  • Sie kümmert sich um die kleinen Kinder.
    Küçük çocuklara bakıyor.

Benzer kelimeler

Miktarca az

adjective
amount
neutral
Sayı, derece, süre veya miktar bakımından az.

Örnekler

  • Ich nehme nur eine kleine Portion.
    Yalnızca küçük bir porsiyon alacağım.
  • Es gab einen kleinen Fehler.
    Küçük bir hata vardı.
  • Die Chance ist klein.
    Olasılık düşük.
  • Wir machen eine kleine Pause.
    Kısa bir ara veriyoruz.
  • Er hat nur eine kleine Summe bezahlt.
    Yalnızca küçük bir miktar ödedi.

Benzer kelimeler

Önemi az

adjective
importance
neutral
Önemi, konumu veya etkisi sınırlı.

Örnekler

  • Die Firma spielt nur eine kleine Rolle.
    Şirket yalnızca küçük bir rol oynuyor.
  • Er begann mit einem kleinen Geschäft.
    Küçük bir işletmeyle başladı.
  • Für sie war das nur ein kleines Problem.
    Bu onun için yalnızca küçük bir sorundu.
  • Sie machte einen kleinen Anfang.
    Küçük bir başlangıç yaptı.
  • Das war ein kleiner Erfolg für das Team.
    Bu, takım için küçük bir başarıydı.

Benzer kelimeler

Etimoloji

Orta Yüksek Almanca klein sözcüğünden gelir; eskiden ince, narin anlamları da vardı.

SSS

klein ne demektir?

Boyut, küçüklük yaşı, az miktar veya sınırlı önem anlatır.

Karşılaştırma biçimleri nelerdir?

kleiner ve am kleinsten.

İsimden önceki eki nasıl değişir?

kleines Zimmer ve kleine Schwester örneklerindeki gibi ek alır.

Bir çocuğu anlatabilir mi?

Evet; kleines Kind küçük yaştaki çocuktur.

Sözcüğün kökeni nedir?

Duden kökenini Orta Yüksek Almanca klein biçimine dayandırır.

Comments & contributions

Know this word from another angle? Add a correction, a nuance, or a usage note. New posts go public after a quick review.
Posting as a guest · Sign in
No comments yet. Be the first to add one.
Look up word or phrase...